Bilim, siyaset, İslam, Teknoloji, Sinema, Müzik, Kültür ve Sanat, Otomobil, Haber, Bafra hakkında bilgiler, ekonomi, güncel, spor yazıları, Güzel sözler,Tarih, Felsefe, sağlık, Devletler,Türk Cumhuriyetleri,Atatürk,Analizler, Çeşitli konularda incelemeler ve raporlar,İstatistikler,Açık Öğretim Fakültesi ders Notları,Basında Çıkanlar, Medya,Türkiye, manzaralar ile ilgili paylaşımlar
su etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
su etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Eylül 2013 Çarşamba
Kendinizi Susuz Bırakmayın
Uzmanlar, böbreklerin görevlerini sağlıklı bir şekilde yapabilmesi içinyeterli su tüketilmesi gerektiğini söyledi.
Böbreklerin vücudun filtresi olarak görev yaptığı belirten uzmanlar, bol su ve yürümenin düşmeyen taşa müdahale ettiğini ifade etti. Az ve yetersiz su içmenin böbreklerde taş oluşmüsono arttıracağının altını çizen Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Şamlı, "Taş teşekkülünün sebepleri konusunda çok net bilgiler bulunmasa da, vücudun sıvısız kalmasının buna katkı yaptığını biliyoruz.
2 Eylül 2013 Pazartesi
YENİ BURJUVAZİ VE SEVGİ KAŞIKLARI
Sevgiyi Kaybettik
Türkiye ve dünyada çok şey değişti.
Gelişmeler, ilerlemeler kaydedildi. Hayatımıza bilgisayarlar, cep telefonları
İPad’lar girdi. MSN, Facebook, Tweet ile tanıştık. Metrolar, havaalanları, 7
yıldızlı oteller, duble ve otoyollar çoğaldı, Basketbolda dünya 2.si, Futbolda
Dünya ve Avrupa 3.sü olduk. Dolar milyarderleri sayımız arttı. İleri demokrasi,
şeffaf sandıklar siyasetin içine girdi. İnsanlarımız ev, yazlık, araba sahibi
oldu, kimileri dubleks daireye, villalara kavuştu. Kısacası hayat standartları
ve teknolojiler arttı. Her şey artarken bir şeyin azaldığını görmekteyiz. Aile
bağları, akrabalık, komşuluk ilişkileri zayıfladı. Doğal olarak sevgiler azaldı.
Çok şeylere sahip olurken en önemli şeyi kaybetme tehlikesini yaşıyoruz. Bizi
biz yapan en büyük değeri yani sevgiyi kaybetmeye başladık. Bunu trafikteki
davranışlarda gösterdiğimiz tahammülsüzlüklerde düğünlere katılımlarda ki
eksikliklerimizde, cenazelere katılımlarda ki ve bayram ziyaretlerinde ki
azalmalarda, anne ve babaya bakmakta gösterilen zaaafiyette, hastalarımız ile
ilgilenmekte ki gevşekliklerde, komşuluk hukukunun yok olmaya başlamasında,
artan şiddet olaylarında, yaşanan kavgalarda, yapılan tartışmalarda ki seviye
düşmesinde görmekteyiz. Bireysel ve sanal yaşamaya başladık. Liberal ekonominin
yanında liberal bir hayatını da içimize sindirdik.
İslam dini ile Hıristiyanlık dini arasında ki
en büyük fark İslam dininde Hıristiyanlı dininde olduğu gibi bir ruhban
sınıfının olmayışıydı. İslam insanların arasında ki her türlü üstünlüğü ret
etmişti. Bunun sadece tek bir istisnası vardı. İslam’da hiçbir rengin,
statünün, kişiler arasında bir üstünlüğü yoktu. ALLAH ile kul arasına hiç kimse
giremezdi. Üstünlük istisnası sadece takvadaydı. Ne yazık ki şimdi suni olarak,
İslam’ın ret ettiği sınıf kavramı da içimize sokuldu. Beşeri sistemlerin bir
ürünü olan sınıf ve burjuvazi kavramları şimdilik seslendirilmese bile teorik
ve görüntü olarak ortaya çıktı. Zekât müessesi de ortadan kalktı. Zenginliğin
ölçüsüz esiri olduk. Kısacası yeni bir burjuvazi sınıfı oluştu. Bu sınıf kendi
modasını bile ortaya koydu. Ne yazık ki bu sınıfı referansı İslam olanlar
ortaya koymaya başladı. Bunu giyim, kuşam, yaşam standartları, düğün ve tatil
gibi alanlarda görmeye başladık. Anadolu da ve büyük kentlerin varoşlarında
yaşayanların İslami yaşantı ve hayat standartları ile bu burjuvazi sınıfının
İslami yaşayışı ve hayat standartları arasında inanılmaz bir uçurum oluştu. Sevgiden
sonra, İslami yaşam tarzını da kaybetmeye başladık. Bu ayrışma yarınlarda toplum dinamiklerinde
patlamalara ya da daha büyük yozlaşmalara da neden olacaktır.
Söz sevgiden açılmışken bir güzel hikâyeyi sizlerle paylaşmak istiyorum:
Bir bilge kişiye "Sevginin yalnızca sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?" diye sordular. Bilge, büyük bir sofra hazırladı ve sevgiyi dillerinden eksik etmemelerine karşın, onu günlük yaşamlarında hiç kimseye göstermeyen kişileri yemeğe çağırdı. Sofrada herkes yerini aldıktan sonra, önlerine birer tas sıcak çorba, sonra da derviş kaşıkları denen, sapları bir metre uzunluğunda özel kaşıklar getirildi. Ev sahibi konuklarına kaşıkları ancak saplarının uçlarından tutabilecekleri kuralını söylendi. Herkes kaşığının ucundan tutmak zorundaydı. Konuklar, uçlarından tuttukları bir metre uzunluktaki kaşıkları güçlükle taslarına daldırıyorlar, fakat kaşıklarına çorba doldurup, ağızlarına götüremiyorlardı. Ağızlarına bir kaşık çorba koyabilmeyi beceremeyen konuklar, yemekten sonra kalktıklarında, karınlarını doyuramamışlar, kaşıklarından dökülen çorbalarla da sofranın üstünü kirletmişlerdi. Bilge, bir gün sonra ikinci bir yemek daveti verdi. Bu kez, sevgiyi gerçekten bilen ve her gün sevgiyle yaşayan kişileri çağırdı. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgiyle gülümseyen pırıl pırıl kişiler geldiler ve bu kez onlar yerlerini aldılar, sofrada. Önlerine birer tas sıcak çorba ve sapları bir metre uzunluktaki derviş kaşıkları getirildi. Onlara da kaşıkları ancak saplarının uçlarından tutabilecekleri kuralını söylendi. Ev sahibi bilgenin "Buyurun, afiyet olsun" sözünden sonra sofradaki herkes, önündeki kaşığı, sapının ucundan tuttu ve herkes kaşığını, karşısındaki kişinin çorba tasına daldırıp, kaşığına aldığı çorbayı, karşısındaki kişinin ağzına uzattı. Bu yöntemle herkes karnını doyurabildi. Konuklar sofradan kalktıklarında ise, sofranın üstünde, dökülmüş tek damla çorba yoktu. Bilge kişi "Sevginin yalnızca sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır ?" sorusunu soranlara bu uygulamayla cevap verdikten sonra bir de öğütte bulundu: "İşte", dedi." Kim ki yaşam sofrasında yalnızca kendini görür ve yalnızca kendini doyurmayı düşünürse, o kişi aç kalacağını da bilmelidir. Ve kim ki başkalarına da düşünür ve o da kesinlikle doyurulacaktır. Çünkü yaşam denen bu pazarda, alan değil, veren kazançlıdır her zaman."
Yazımı ALLAH’IN Habibi ve Resulü Peygamber Efendimizin sevgi, dostluk ve kardeşlik hakkındaki hadis-i şeriflerinden bazılarını yazarak bitirmek istiyorum: "Mümin kendisi için sevdiğini kardeşi için de arzular." "Hediyeleşin, birbirinizi sevin. Birbirinize yiyecek hediye edin. Bu, rızkınızda genişlik hâsıl eder." "Ziyaretleşin, hediyeleşin. Çünkü ziyaret sevgiyi perçinler, hediye de kalpteki kötü duyguları söker atar." "Birbirinizi kıskanmayınız, birbirinize kin tutmayınız, birbirinize çirkin sözler söylemeyiniz, birbirinize sırtlarınızı dönmeyiniz, kiminiz kiminizi arkasından çekiştirmesin. Allah'ın kulları kardeşler olunuz." " “Din kardeşinin ayıbını örten kimsenin, Allah Teâlâ dünya ve ahiret de kusurunu örter.”
Bugün toplum ve camia olarak top yekûn bir özeleştiri yapmak mecburiyetimiz vardır. Duygu ve düşünce dünyamız ile sosyal yaşantımızda nerelere park etmekteyiz? Hangi sularda yol almakta ve hangi limanlara demir atmaktayız? Kaşıkları nasıl uzatmaktayız?
Dua, selam ve saygılar…
Etiketler:
Adnan Hazır Yazıları,
kaşıkları,
kaynakları,
kuraklık,
menfeat,
mutluluk,
sevgi,
su,
susuzluk,
tehlike
1 Eylül 2013 Pazar
Bizi Bekleyen Tehlike "SUSUZLUK"
Hava, su,
ısı, ışık ve besin maddeleri canlıların yaşaması için gerekli temel unsurlardır.
Su yaşam için en zorunlu maddelerden birisidir.
SU, insanın hayatta kalması ve sağlıklı yaşaması için zorunludur ve
ekonominin birçok sektörü için de önemlidir.Ancak kaynaklar, yer ve zaman
olarak düzensiz bir şekilde dağılmıştır ve insanoğlunun faaliyetleri nedeniyle de baskı altındadır. Suyu doğru kullanmıyor ve
korumuyoruz. Geleceğimiz ve hayat kaynağımız olan suya gerekli önemi
vermiyoruz.
Kişi
başına düşen yıllık su ortalamaları ise şu şekildedir.ASYA ORTALAMASI 3.000 m3
BATI AVRUPA ORT. 5.000 m3
AFRİKA ORT. 7.000 m3
GÜNEY AMERİKA ORT. 23.000m3
DÜNYA ORT. 7.600 m3
TÜRKİYE ortalaması ise1.430 m3
Bu sonuçlar ülkemiz içinde ciddi bir su sorunu olduğunu da göstermektedir. Yani Türkiye su zengini bir ülke değildir. Bu soruna şimdiden dikkat çekiyoruz.
Eğer gerekli önlemler alınmazsa su kaynakları bu yüzyılın ortasında % 30 azalacak. Ve 20 yıl içinde yeterli ve sağlıklı su alamayan insan sayısı 3,3 milyar olacaktır.
Gelecekte bizi neyin beklediğini şimdiden kestirmek zor. Eenerji ve petrol savaşları ya da uzay savaşları yaşanabilir. Bunu zamanla beraber yaşayıp göreceğiz. Fakat şimdiden bildiğimiz bir tehlike var ki belki de hepsinden daha önemli. SUSUZLUK !!!!!
Dünyanın dörtte 3’ü sularla kaplı olmasına rağmen içilebilir su
kaynaklarımız son derece yetersizdir. “içilebilir nitelikteki su
oranı ancak % 1 civarındadır.
Suyu
kullandığımız her safhada mutlaka tasarruf yapmalıyız. Sizlerden duyarlılıklarınızı
artırmanızı rica ediyorum. Unutmayalım ki zaman hızla akıp gidiyor. Susuzluk
tehlikesi için kapımıza dayandı. Bu tehlikeyi bertaraf etmeliyiz. Bunun için
hepimize büyük görevler düşmektedir. Bu günden itibaren susuzluğa karşı gereken
her şeyi yapma noktasında herkes üzerine düşeni yapmalıdır.
Etiketler:
Adnan Hazır Yazıları,
kaynakları,
kuraklık,
su,
susuzluk,
tehlike
Betonlaşan Şehirler
Sahillerimiz kirleniyor, kumsallarımız yok oluyor, ormanlarımız azalıyor, çevreye duyarlılık yok oluyor, estetik ve mimari yok, deprem tehlikesi göz ardı ediliyor. Kısacası betonlaşan şehirler ile karşı karşıyayız. Yapılaşma oluyor alt yapı sonra geliyor, oto park alanları yok, yeşil alanlar az, çocuk parkları düşünülmüyor. Koca koca beton binaların arasında dostluk, komşuluk ise hiç hatırlanmıyor. Kaçak yapılaşma aldı başını gidiyor. Şehir şehir gecekondular oluşuyor. Nefes alamıyoruz.
Etiketler:
Adnan Hazır Yazıları,
AÖF,
Betonlaşmış,
ders notları,
kaşıkları,
kaynakları,
kuraklık,
Makale,
menfeat,
mutluluk,
sevgi,
su,
susuzluk,
şehirler,
tehlike
27 Ağustos 2013 Salı
Mutluluk ve Menfeat
Şöyle bir söz var;
"Yanındakileri mutlu et, uzaktakiler gelecektir."
Güzel bir söz.
Ama burada ifade edilen mutluluğa manevi anlam yüklemek gerekir. Günümüzde ise içi dolu olan mutluluk kelimesinin yerini " Menfaat" kelimesi almıştır. Manevi hazlar yerine maddi hazlar tercih edilmeye başlandı. O zaman yukarıda ki bu sözü değiştirerek şöyle söylememiz sizce de uygun olur mu " İnsanlara menfaat dağıt, herkes yanına gelecektir"
İnanın bırakın yanınıza gelmeyi her daim yanınız da bile olacaklardır.
"Yanındakileri mutlu et, uzaktakiler gelecektir."
Güzel bir söz.
Ama burada ifade edilen mutluluğa manevi anlam yüklemek gerekir. Günümüzde ise içi dolu olan mutluluk kelimesinin yerini " Menfaat" kelimesi almıştır. Manevi hazlar yerine maddi hazlar tercih edilmeye başlandı. O zaman yukarıda ki bu sözü değiştirerek şöyle söylememiz sizce de uygun olur mu " İnsanlara menfaat dağıt, herkes yanına gelecektir"
İnanın bırakın yanınıza gelmeyi her daim yanınız da bile olacaklardır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


